CHP’li Okan Gaytancıoğlu: Türk çiftçisinin üretime yönelik politikaları desteklenmiyor

15 Ağustos 2018 tarihli Cumhurbaşkanı kararı, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Buna göre buğday için 750 bin ton, arpa ve mısır için 700’er bin ton, pirinç için 100 bin ton tarife kontenjanı açıldı. Bu kapsamda yapılacak ithalatta gümrük vergisi alınmayacak. Yani ülkemiz çiftçisinin ürettiği ve temel gıda maddesi niteliği taşıyan bu ürünler ithal edilecek.

ÜRETİMİ YÖNELİK POLİTİKALAR TERCİH EDİLMİYOR

Yayınlanan kararı SÖZCÜ’ye değerlendiren CHP’li Gaytancıoğlu, şunları söyledi:

“Türkiye AKP’li yıllarda Türkiye tarımında üretime yönelik politikaları tercih etmedi. Çiftçinin yüksek maliyetlere rağmen üretim yapmak istemesini görmezden gelerek, ürün fiyatlarının düşmesini görmezden geldi. Çiftçinin borçlanmasına, tarlalarını ipotek etmesine sürekli göz yumarak, köyden kente göçü adeta savundu. Tüketimin nüfusa bağlı olarak, sürekli arttığı ülkemizde üretimin desteklenmemesi sonucu birçok arazinin boş kalmasına göz yumdu. Sonuç olarak bitkisel ve hayvansal gıda bakımından bir zamanlar ihracat yapan ülkemiz artık kendine yetmeyen bir ülke sınıfına girdi. Öyle ki, kendi topraklarımızda verimli bir şekilde yetişen tüm tarım ürünleri neredeyse ithal edilir hale geldi. Hayvancılıkta et ve süt dengesi yıllardır korunamadı.

YEM-GÜBRE ZAMLANDI

Yem fiyatları artık dövize endeksli olduğu için sürekli artıyor, çiftçinin en fazla kullandığı girdilerden biri olan mazot fiyatına bir defada 45 kuruş zam yapıldı, yani 1 litre mazot 6.25’i geçti, gübre fiyatları sürekli artıyor. AKP hükümeti çiftçiye ek kaynak yaratarak destekleme yapmak yerine çözümü yine ithalatta arıyor. Nitelikli bir tarım politikası oluşturamadığı için Türk çiftçisinin yetiştirdiği ürünleri ithal ediyor. Kısacası Türk çiftçisini desteklemek yerine başka ülkelerin çiftçilerini desteklemeyi daha uygun buluyor.

ÇİFTÇİ DEĞİL LOBİCİ KAZANDI

AKP, neden temel gıda maddesi niteliği taşıyan birçok üründe çiftçiyi desteklemek yerine ithalatı tercih ediyor? Niçin yüksek enflasyonun nedeni olarak tarım ürünlerini suçluyor? Neden girdi maliyetlerini düşürmeyi tercih etmiyor da en kestirme yolu gümrük vergilerini sıfırlayarak ithalatın önünü açmakta buluyor? Defalarca ikaz etmemize karşın, girdi fiyatlarının sürekli artması ancak çiftçinin sattığı ürün fiyatlarının artmamasına rağmen AKP’ye yakın işadamlarının lobi faaliyetleri başarılı oldu ve birçok tarım ürününde gümrük vergileri sıfırlandı.

FİYAT ARTIYOR, İTHALATA GEÇİLİYOR

İthalatı yapılan tarım ürünlerin tamamı tarımsal üretim sonucu elde edilen ürünlerin işlenmiş hali olan gıda ürünleri. Pekiyi bu ürünlerin tamamı Türkiye’de mi üretiliyor? Cevap çok basit. Aslında bu ürünlerin tamamı Türkiye’de üretilmesine rağmen bu ürünlerin oluşumuna katkı sağlayan girdiler ithal. Örneğin kırmızı et elde edebilmek için büyükbaş hayvan besliyorsunuz, ancak yemin yarısını yurtdışından ithal ediyorsunuz. Yem yapmak için arpa, buğday ve mısır gerek, hepsini ithal ediyoruz. Çok değil 5 ay önce 1 $ 3.80 TL idi, şimdi 1 $ 7 TL’ye yaklaştı. Önemli olan bu yem hammaddelerini ithal etmemek. AKP böyle mi yapıyor? Yani çözümü üretim de mi arıyor. Cevap hayır. AKP, son 2 yıldır hangi gıdanın fiyatı artarsa ithalata başvuruyor. Patates fiyatları artıyor, patates ithalatı yapılıyor. Et fiyatı artıyor, et ithalatı yapılıyor, arpa fiyatı artıyor, arpa ithalatı yapılıyor. Nedense tüm ithal edilen ürünler ülkemiz coğrafyasında üretilen ürünler, burada bir tezat var. Tezat aslında yok, arada para kazananlar var. Bu parayı kazananlar nedense AKP yandaşları, nerede bir tarım ürünü ithalatı varsa arkasında mutlaka bir AKP yandaşı var. Yani AKP sadece yandaşlarını düşünüyor, bahane olarak da gıda enflasyonunu öne sürüyor.

1 MİLYAR BORÇ 100 MİLYARA YAKLAŞTI

Bu kararlar artık AKP’nin Türkiye tarımını yönetemediğinin, ne yaparsa yapsın Türkiye tarımına yönveremediğinin açıkça bir ifadesidir. AKP yıllardır uyguladığı politikalarla üretim ve üretici yerine hep ithalatçıyı, aracıyı ve kendi yandaşını düşünmüş, politikalarını halka yönelik uygulamamıştır. AKP’li yıllarda mera varlığı 40 milyon hektarlardan 13 milyon hektarlara gerilemiş, Türk çiftçisinin 1 milyar TL olan borcu 100 milyara yaklaşmış, tarla ipoteği karşılığı kredi kullanımı patlama yapmış, Türkiye tarım ürünlerinde net ihracatçı iken net ithalatçı konuma gelmiştir. Bir zamanlar üretici bir tarım ülkesi olan Türkiye, yem ham maddeleri olan buğday, arpa, soya ve mısırda net ithalatçı, başka bir deyişle, yemin yüzde % 50’si ithal ham maddeyle elde ediliyor. Yemin yarısını ithal edersen et fiyatı düşmez. Kısacası, inekler ithal, yem ithal, saman ithal, AKP ise, yerli ve millî.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir